Windows 10 ile beraber, Microsoft yeni bir browser duyurdu bildiğiniz üzere. Önceleri Project Spartan kod adı ile anılan daha sonra resmi olarak Microsoft Edge ismini alan bu browser, Windows 10’nun en çok merak edilen uygulamalarından biri. Dolayısıyla en çok konuşulan, bundan dolayı da en çok yanlış anlaşılmaya sebep olan konusu… Bakalım bizi neler bekliyor…
Microsoft bu yeni browser(Microsoft Edge) ile gerçekten Internet Explorer’ı öldürüyor mu?
Bu sorunun cevabı, şimdilik hayır. Windows 10 ile beraber Internet Explorer kullanmaya devam edebileceğiz. Yani basitçe Windows 10’da Microsoft’un desteklediği iki browser olacak.
Internet Explorer 11, uygulamaların uyumluluk gereksiniminden dolayı bir süre daha ortalıkta olacak. 2016’nın Ocak ayından sonra IE 11 dışındaki tüm diğer versiyonlara destek kalkacak. 2018’den sonra da IE 11’e olan destek kalkacak. Ama “extended” olarak adlandırılan destek 2023’e kadar devam edecek. Sadece güvenlik yamaları ile güncellenecek IE 11, yeni özellikler ile zenginleştirilmeyecek. Internet Explorer’ın hala yaşayacak olmasının sebebi de, hali hazırda kurumsal tarafta olan uygulama uyumluluğu ve diğer Windows sürümlerinin yaşayacak olması.
Peki bu “Microsoft Edge” ne?
Edge kavramı aslında, HTML 5, ES6, CSS 3.0 ile farklılaşan web teknolojilerinden ortaya çıkan bir uyumluluk kavramı. Internet Explorer’ın güncel versiyonlarında, “document mode” kavramından da hatırlayanlar ya da bilenler olacaktır. Windows 10 ile beraber, bu yeni nesil standartlar artık varsayılan özellikler olarak Microsoft Edge tarayıcısı ile özerkliğini kazanıyor. Farklı bir alt yapı ile çalışan Microsoft Edge tarayıcısı, Windows 10 ile beraber Microsoft’un yeni standart tarayıcısı olacak.
Biraz daha derinlere inelim… Internet Explorer, MSHTML olarak adlandırılan bir görüntüleme motoruna sahip. Kısaca IE’deki tüm alt yapının adı MSHTML(Trident diye de biliniyor). Microsoft Edge ile beraber, bu alt yapı ciddi bir şekilde yeniden düzenlenip/yazılıp EdgeHTML olarak adlandırılıyor. Bu alt yapı, güncel tüm web standartlarını destekleyecek şekilde geliştirildiği için yeni nesil web uygulamaları için doğal olarak daha başarılı.
Internet Explorer’da olan MSHTML, kısmen de olsa Edge modu ile yeni nesil uygulamalara destek verebilmekte. Ama artık eski bir kod tabanı olduğundan, sürekli gelişen,yeni standartlara destek olması zor. Bundan dolayı da Internet Explorer’ın edge modu, Windows 10’daki Microsoft Edge ile aynı denklikte değil. Yani basitçe, Windows 10’da, Internet Explorer 11’i edge modunda kullanmak ile Microsoft Edge tarayıcısını kullanmak aynı şey değil.
Internet Explorer ve Microsoft Edge arasındaki en büyük farklılıklardan bir tanesi de Silverlight desteği. Microsoft Edge’de Silverlight desteği olmayacak. Dolayısıyla eğer Silverlight’a hala yatırım yapıyorsanız, bir kere daha düşünün.
Kısacası Microsoft Edge, Windows 10’nun karakteristik özelliklerine ve yeni nesil web standartlarına uygun ve bunları temel alarak geliştirilmiş bir tarayıcı. Standart internet tarayıcılarından farklı olarak sunduğu fonksiyonlar ile Windows 10’nun en önemli uygulaması olduğunu düşünüyorum. Tarayıcı rekabetine yeni bir soluk getireceği kesin. Ama ne yazık ki bu rekabet, bize, web uygulamaları geliştirenlere, tasarımcılara vs. yeni problemler yaratacak, benden söylemesi 🙂
Şimdilik bu kadar. Umarım biraz netleşmesi adına faydalı olmuştur. Bakalım ilerleyen zamanlarda daha neler olacak…














Brugge, oldukça sevimli bir orta çağ kenti. Avrupa’nın büyük kesimini yıkan II. Dünya Savaşı’nı yara almadan atlatmış. Dolayısıyla hala bir “orta çağ” kenti. Açıkçası sadece mimarisinden dolayı değil…Sakinliği ve kendi halinde olması, filmlerde gördüğümüz o kuzeydeki kaleler içindeki kendine has yaşam tarzları Brugge’de de var. Mimarisi ile ruhu da korunmuş kentin… Yürüyerek her yere gidebildiğiniz için, önce mutlaka yürüyün…Bol bol yürüyün…Girebildiğiniz tüm sokaklara girin. Tüm binalara bakın, affetmeyin hiç. Daha sonra zamanınız olursa bir de bisiklet kiralayın diyor herkes ama biz kiralamadık. Açıkçası bisiklet ile keyifli bir şekilde dolaşmak, insan kalabalığında biraz zor olabilir. Tabanway rulessss….
Brugge’ün en büyük olayı, sanırım “bira”…Sonra çikolata, sonra dantel…Patates ve waffle bunların yanında biraz daha geride kalsa da, onları da her köşe başında bulabilirsiniz. Ama dediğim gibi “bira” en ağırlığı olan şey. Bir rivayet göre 16000 çeşit bira varmış…Siz düşünün artık. Gitmeden önce hiçbir yerde okumadığım ve görünce şaşırdığım, bir “çay” gerçeği de var. Açıkcası hiç bilmiyordum, ama çay da Brugge’de hatırı sayılır bir saygınlığa ve çeşitliliğe sahip. Çay dükkanlarına girip, kokuları ile kafa bulabilirsiniz…
Minnewaterpark ve Beguinage mahallesi…Burası kentin güneyinde, tren istasyonuna oldukça yakın bir bölge. Kuğuların yoğun olduğu, bol yeşilikli ve güzel bir manzarası olan, dinlendirici bir yer…Alın biranızı, oturun banka… Burayı sevmemin bir diğer sebebi, Brugge’e gitmişken gidilmezse olmazı,
Bira ile devam edelim…Bir diğer güzel bira noktası,
Brüksel dönüşü, akşama doğru Ghent yolumuzun üstü olunca bir akşamı orada geçirmeye karar verdik. Nasıl Brüksel’i beğenmediysem, tam tersi şeklinde de Ghent’i çok beğendim. Çok gezme fırsatım olamadı ama gördüğüm kadarıyla Brugge’ün devamı diyebilirim. Akşam saatleri ile havanın kararmasıyla, çok daha güzel bir hal aldı. Keyifli bir akşam yemeği ve sonrasında küçük bir tur ile ağzımız açık bir şekilde Ghent’den ayrıldık. Bir daha gidersem oralara, kesinlikle daha fazla zaman ayıracağım…Ahaaa da yazdım buraya…


