5- Topoloji değişmez
(Topology doesn’t change)
Sistemleri oluştururken, ilk tasarımımız hiç değişmeyeceğini düşünmek bu yanılgıya düşmemizin en büyük sebebi. Hiç müdahale etmesek bile zaman faktörü bu değişikliğe sebep olacaktır. Bundan dolayı sistem tasarımlarımızı yaparken dış etkenlere dikkat etmemiz gerekir. IP değişiklikleri, hatta biraz daha kapsamlısı network değişiklikleri, firewall benzeri güvenlik katmanları ve benzeri fiziksel parçalar dağıtık sistemler tasarlarken mutlaka dikkat etmemiz gereken konular. Bu tarz fiziksel yapıların ayrılmış ve soyutlanmış olması çok önemli. En basitinden “hard-coded” IP adresleri kullanıyor olmamız, değişen network’de problem yaratacaktır. Dolayısıyla DNS isimleri tercih edilmeli. İletişim protokolü olarak, daha esnek yapıların(mesela multicast) tercih edilmesi topolojideki değişikliklerden minimum derecede etkilenmemiz sağlayacaktır.
6- Sadece bir tane yönetici vardır
(There is one administrator)
Küçük sistemlerde belki bir tane “admin” gerçekten(?) vardır. Ama sistemler büyüdükçe ve dağıtık bir yapı oluştuğu zaman, bu sistemlerde yetkili olan; “admin” rolündeki kişi sayısıda artar. Bunun farkında olmadan, sistemin bir parçasında yapılan bir değişiklik ciddi sıkıntılara yol açabilir. Dolayısıyla sistemleri tasarlarken, birden fazla farklı sistem yöneticisi olabileceğinin farkında olmak lazım. Sistemin farklı bileşenlerine yapılan güncellemeler ya da patch geçişleri, geçildiği bileşeni iyileştirebileceği gibi o bileşeni kullanan diğer parçaları olumsuz etkileyebilir. Tabi bir sistemde ne kadar çok “admin” varsa o sistemde kordineli bir çalışma yapmak o kadar zordur. LDAP ya da Domain’de yapılan bir değişiklik, uygulama sunucusundaki “Authentication” modunu etkileyebileceği için, bu tarz değişiklikler tüm sistem yöneticilerinin kordineli çalışmasıyla yapılmalıdır.
7- Veri aktarım maliyeti sıfırdır.
(Transport cost is zero)
Veri aktarım maliyeti sıfır olsaydı gerçekten, “leased line” kavramı hayatımızda olmazdı. Dağıtık sistemlerin en önemli noktalarından biri, sistemler arasındaki verinin taşınmasının kolay olmadığı. Firmalar, dağıtık olarak tasarlardıkları sistemleri için özel network’ler kurup, network seviyesinde izole olmak için binlerce dolar harcıyor. En basitinden böyle düşünürken maliyet sıfır değil. Ama buradaki maliyet sadece bu değil. Günümüzde artık veri aktarırken 1sn.’nin üzerinde bir zaman problem olabiliyor. Bu zaman kavramı işte maliyetin diğer bir ayağı. Mesela network’de taşınan verinini serialization ve deserialization işlemlerinin uzun sürmesi(-ki uzun sürer) bu zaman maliyeti için önemli bir noktadır. Ama çok farkında olmayız… Bu noktada hem yazılım, hem donanım maliyetlerine dikkat edebildiğimiz, kontrol edip yönetebildiğimiz sistemler tasarlayabilmek önemli. Her ne kadar donanımsal olarak ölçeklendirebilsekte, aynı şekilde yazılımsal olarakta ölçeklendirebileceğimiz aktarım yöntemlerini düşünmemiz mutlaka gerekecektir.
8- Ağ homojendir
(The network is homogeneous)
Günümüzde artık hiç bir network homojen değil. Tüm sistemlerin homojen olabileceği yanılgısına sanırım artık kimse düşmüyordur. Düşen varsa da, umarım biran önce farkına varır gerçeklerin. Artık öyle bir zamandayız ki, sistemlerin bir kısmı Java olurken, başka bir kısmı .NET, başka bir kısmı ise node.js olabiliyor. Veri platformu olarak Oracle tercih eden bir sistem, NoSQL veri platformunda herhangi bir ürünü kullanan sistemle beraber çalışabiliyor. SOAP mesajları alan bir sistem, başka biriyle JSON ile konuşuyor. Dolasıyla sistemleri tasarlarken bu gerçeklerin farkında olmak lazım. .NET’in ilk zamanlarında *.asmx servislerinin java ile uyumsuzluğu bir çok kişinin yaşamış olduğu bir problemdir diye düşünüyorum. Dağıtık sistemlerin farklı özelliklere sahip bileşenler ile geliştirilebileceğini ve bu bileşenlerin birlikte çalışabilmesinin sağlanması oldukça önemli. Yoksa dağıtık sistem olmasının bir önemi olmuyor zaten…
Umarım biraz olsun faydalı olmuştur ve bazı noktalara neden dikkat etmemiz gerektiğini anlatabilmişimdir. Daha az yanılgıya düştüğümüz sistemler dileyerek kapatalım konuyu…Kapattık…


İş yerlerinde, yerel ağ içinde olduğumuz ve genellikle sahip olduğu kapasite zorlanmadığı için network’lerin sağlam olduğu, problem yaşanmayacağını düşünürüz. Donanım olarak artık switch’ler ve router’lar farklı özellikler ile bu problemleri çok hissettirmese de, her zaman sağlam bir network üzerinde çalışacağız diye kesin bir yargı yok. En basitinden, bilinçsizce sökülen güç kabloları yaşanan şeyler…Network üzerinde farklı sistemlerin bir araya gelmesi ile oluşan çözümlerde özellikle, network problemleri ciddi sorunlara yol açabilir. Dolayısıyla network güvenilir değil…




Ülkenin kara suları yetmedi, biz de 
Yelken takımımızda daha önce, 2012’de yine bir Cowes Week tecrübesi olduğu için, hazırlanma sürecim düşündüğümden daha rahat oldu. İlk bu yarışa katılacağımız belli olduğu zaman, görev dağılımı yaptığımızda, “ahaaaa s.çtık” dedim. Daha önce hiç bilmediğim bir teknede, daha önce hiç yapmadığım bir görevle karşı karşıya kalmıştım… Bowman, bizdeki adı “Başüstü Adamı“. Ama İngiltere’ye gidiyoruz ya, gazım… Her türlü atraksiyona açığım. Yemişim baş üstünü… Yarışacağımız teknenin aynısını burada bulma şansını elde edip, bir kaç antreman yapma şansımız oldu. Takım arkadaşlarımın desteği ve yardımları ile beni nelerin beklediğini önceden az çok kestirebildim. Burdan tekrar hepsine bir daha teşekkür edim…
Ortamın verdiği heyecan diyorum, çünkü Cowes kasabası hazırlıklarını çoktan bitirmiş. Kasaba yarış haftasından dolayı oldukça kalabalıktı. Bizim teknenin olduğu marinada yüzlerce tekne, denizde de bir o kadar tekne… Kasabadaki yelken dükkanları, restoranlar, kafeler ve organizasyon firması çeşitli alanlar ile hazırlıklarını bitirmiş tam bir festival havası oluşturmuşlar. Yarış için gelen binlerce insan da olunca, insan gerçekten heyecanlanıyor.Gelen ekipler de oldukça profesyonel, ünlü yelkencilerden ve teknelerden oluşan ekipler. Ortam bayaa ciddi yani… Bu seneki Volvo Ocean Race yarışından kadınlar takımı Team SCA, Donfeng, dünyaca ünlü yelkenci 
