• May
  • 15
  • 2012

Belgrad daydım…

Tags: , | View: 96 | Comments:

Geçtiğimiz haftasonu, aile saadeti yaşamak ve biraz kafa toplamak adına Belgrad‘a küçük bir seyahet düzenledim kendimle. Fazla plan ve program yapmadan gitmiş olmanın verdiği tedirginlik ve sol şeritte yaşayan genç heyecanı ile oldukça da keyifli bir zaman geçirdim diyebilirim. Vize olayının olmayışının verdiği rahatlık o kadar kanıma işlemiş olacak ki, giderken pijama ve terliklerimle yan komşuya geçiyormuşum hissiyatını da hissetmedim değil…

Akşam 7.20 gibi indi uçak…Vize gerekmeyen bir ülkeye ilk defa gelmiş olmanın oluşturduğu saçma sapan düşünceler, pasaport kuyruğunda bana eşlik etti…“Vize falan yok,iyi güzel de, şimdi giriş damgasını düzgün bir yere bassa da,sayfam ziyan olmasa”, “Eee şimdi bu bana,nerede kalacaksın diye sorarsa ne dicem?Keşke adresi alsaydım”,“Şimdi geçirmezlerse,üstümde dövizde yok,ne bok yicem”…Tabi ki bu soruların hepsi cevapsız kaldı ve sorunsuz bir şekilde geçtim…

Bavul faslı falan da bitince, annemle buluştum ve havaalanı çıkışında aile saadetine start verdik. Havaalanı şehrin bir 20-25dk. kadar dışında. Minibüs kılıklı şeylere binip şehire gitmek mümkünmüş. Ben kullanmadım ama yaklaşık 300dinar karşılığında bu minibüsler ile merkeze gidebiliyorsunuz.

Arabayla bavulu eve bırakma töreninde, ilk izlenimler ile beklentilerimi çarpıştırdım. Belgrad’a gelirken pek bir beklentim yoktu açıkcası. Yoğun bir savaş dönemi yaşamış, kendi başına, kendi gibi yaşayan bir şehir olduğunu düşünüyordum ki, gerçekten de öyleymiş. Mütavazi, yorgun ve kişiliği olan bir şehir. Avrupa kıtasında olmasından dolayı, tipik bir Avrupa şehri beklemeyin. Daha doğrusu bu beklenti ile gitmeyin giderseniz Belgrad’a…

SkadarlijaNeyse…Bavulu eve bırakma törenini tamamladıktan sonra, kararan hava ve açıkan mideler ile Belgrad’a merhaba demek adına, patron(anne) ile dışarı çıktık. Yemek yiyelim, nerede yiyelim falan filan diye düşünürken kendimizi Skadarlija denen, oldukça meşhur bir yerde bulduk. Burası sağlı sollu restoran,cafe ve barların bulunduğu, arnavut kaldırımlı oldukça keyifli bir yer. Bohem bir yaşam tarzının olduğu bölge olarakta yerel halkın tanımladığı bir yer. Biraz dolandıktan sonra oturduk bir yere. Ne yiyeceğiz? Böyle baktık bön bön bir süre menüye…Ben bir süredir burada yaşayan patron’a güvendim…Hani anne falan, çocuğunu düşünür, aç bırakmaz falan filan diye…o da ben bu işleri gençleri bıraktım bakışıyla beni menü ile başbaşa bıraktı. Bir ondan,bir şundan, bir tane de ondan şeklinde bir şeyler seçtikten sonra, şefimi çağırıp onun da tavsiyeleri ile siparişimizi verdik. Önden bir sürü meze ve salatamsı şeyler ile çeşit yapalım, bir tane de ana yemeği baylaşalım dedik valide hanımla…Çok çeşitli deneysel şeyler var, bunu yiyin, şunu yemeyin diye tavsiyelerde bulunmicam…Tek diyeceğim ne yerseniz yiyin çok pişman olmayacaksınız…Sadece salata konusunda çok fazla beklentiye girmeyin…Haa bir de Pljeskavica yiyin…Böyle kocaman bir köftemsi…

Knez Mihailova'da akşamSkadarlija, denen bu bölge, eskiden çingenelerin yaşadığı bir yer olduğundan eğlence,müzik gırla…Yemeğinizi yerken,dibinize gelen çalgıcılar yerel şarkılar ile “hacı 2 kuruş atsanda biz de havamızı bulsak” diyerekten size eşlik ediyorlar. Keyifli yani…Akşam olmasının verdiği hareketlilik(!) ise İstanbul’da yaşayan biri olarak çok hoşuma giden başka bir özellik. Gayet şık insan grupları gecenin ilerleyen saatlerinde barlara gitmek adına, arnavut kaldırımlı bu sokaklarda güzel bir kalabalık oluşturuyor…

Ertesi gün, patron çalıştığından, tüm gün tek başıma Belgrad’ın basmadık yerini bırakmama gibi planım vardı…Sabahtan iki harita bakınmacısı, patrondan şuraya git,buraya gel tavsiyeleri ile çıktım yola…Tabanvay ile evden, Kalemegdan denen parka gitme gibi bir rota çizdim…Ev dediğim yer eski Belgrad’ın bir ucu, Kalemegdan denen yer bir başka ucu…Yani gezecek oldukça yolum var…Ki bir şehri de en iyi tabanvay ile tanıyorduk zaten dimi…

Belgrad’ın şehir merkezi olarak Republic Square denen meydan ve çevresini söyleyebilirim. Yoğun bir şekilde cafe,restoran,bar ve alışveriş yerleri bu meydan çevresinde. Knez Mihailova caddesi ise sanırım bu çevredeki en meşhur ve en canlı cadde. İstanbul’da ki İstiklal caddesinin yarısı kadar ama konsept olarak aynı özelliklere sahip bir cadde…Bir sürü mağaza,cafe falan filan…Git,gel…Sonra bir daha git,gel cinsinden yürümelik…Caddeyi kesen sokaklarda da benzer konsepte başka cadde ve sokaklar mevcut. Hatta biraz daha kenarda kuytuda kalmış dükkanlar var ki, önlerinden geçmek, vitrinlerine bakmak bile oldukça keyifli. Evden buraya kadar yürürken asıl daha mütevazi caddeler ve sokaklardan geçtim. Kiril alfabesi saolsun hiç birinin adını falan hatırlayamıyorum ama keyifliydi…

  • Apr
  • 19
  • 2012

Ankara da Scrum eğitimi…

Tags: , | View: 194 | Comments:

Ankara’da Temmuz ayından itibaren belli dönemler içerisinde, 2 günlük Scrum eğitimleri başlıyor. Scrum.org onaylı ve ScrumTurkey desteği ile gerçekleşecek bu eğitimleri Scrum eğitmeni Faisal Mahmood veriyor olacak. Eğitim içerikleri ve fiyatları hakkında ayrıntılı bilgiyi aşağıdaki “Kayıt” linklerinden öğrenip,takip edebilirsiniz. Ankara’da ki Scrum ile ilgilenen kişilere bu güzel fırsatı kaçırmamalarını tavsiye ederim.

Scrum.org onaylı, sertifikalı Scrum eğitimleri ScrumTurkey desteği ile artık Türkiye’de! ScrumTurkey’e makaleleri ile katkı da bulunan, Scrum eğitmeni Faisal Mahmood, ScrumTurkey desteği ile Türkiye’ye geliyor. Scrum konusunda bilgisini arttırmak, deneyimlerini paylaşmak ve sertifika sınavlarına hazırlık yapmak isteyen herkesi bu eğitimlere davet ediyoruz.
Eğitmenimiz Faisal Mahmood, dünya genelinde 1000 üzerinde katılımcıya eğitim vermiş ve halen bir çok ülkede eğitim vermeye devam etmektedir. Agile Adoption Mistakes isimli kitabın yazarıdır. Kendisi davetimizi geri çevirmeyerek Türkiye’de eğitim vermeyi kabul etmiştir. Eğitim kontenjanları sınırlıdır. Acele edin ve bu fırsatı kaçırmayın.
Eğitimler ilk aşamada Ankara‘da düzenlenecektir. İstek olması dahilinde diğer şehirlerimizde de bu eğitimleri düzenlemeye çalışacağız. Katılımcılara Scrum.orgsertifika sınavlarına giriş şifresi verilecektir. Eğitimlerin düzenleneceği yer daha sonra bu sayfadan açıklanacaktır. Kayıt bağlantısını kullanarak eğitimlere kaydınızı yaptırabilirsiniz.

Detaylı bilgi için: baris@scrumturkey.com

Tarih Eğitim
12 – 13  Temmuz Professional Scrum Master Kayıt >
13 – 14  Eylül Professional Scrum Master Kayıt >
17 – 18  Eylül Professional Scrum Product Owner Kayıt >
19 – 21  Eylül Professional Scrum Developer (Java) Kayıt >
22 – 23  Kasım Professional Scrum Master Kayıt >
26 – 27  Kasım Professional Scrum Product Owner Kayıt >
28 – 30  Kasım Professional Scrum Developer (Java) Kayıt >
  • Apr
  • 14
  • 2012

Nedirtv.com etkinliğindeki Scrum sununum…

Tags: , | View: 260 | Comments:

Nedirtv.com‘un daha önce haberini verdiğim 6 yıl etkinliğinde yapmış olduğum sunumu aşağıda bulabilirsiniz. Kendi adıma oldukça keyif aldığım bir sunum olduğunu söyleyebilirim. Buradan öncelikle Uğur Umutluoğlu ve Nedirtv.com ailesine bana bu imkanı verdikleri için, sonrada bu kötü havada etkinliğe katılan herkese bir kez daha çok teşekkür ederim. Sonraki etkinliklerde görüşmek üzere.

  • Apr
  • 13
  • 2012

Windows 8 workshop etkinliğini kaçırmayın…

Tags: , | View: 98 | Comments:

INETA Türkiye, 21 Nisan 2012′de Windows 8 workshop’u düzenliyor. Uygulamalı bir eğitim tadında geçicek bu workshop’a katılmak için bu adrestedeki katılım formunu doldurmanız yeterlidir. Katılım 150 kişi ile sınırlı olduğundan elinizi çabuk tutmanızda fayda var.

Workshop’ın ayrtınılarını aşağıda bulabilirsiniz.

 

  • Apr
  • 12
  • 2012

WMI ile Biztalk ki SUSPEND olmuş mesajlara nasıl ulaşırız?

Tags: , , , , , | View: 141 | Comments:

Küçük bir proje için Biztalk Server ile çalışmam, Biztalk Server üzerinde “Suspend” olarak takılmış mesajları görüntüleyip bunları tekrar “Resume” etmem gerekti. Bütün bu işleri Biztal Server’ın Administration arayüzleri ile yapabiliyoruz tabi ki ama proje kapsamı bunları farklı bir uygulamadan yönetebilmekti. WMI kullanarak, kısaca nasıl Biztalk üzerinde bu tür işlemlerin yapabileceğimizi paylaşmaya çalışacağım. Biztalk ve WMI ile ilgili tecrübesi olmayanlar için pek bir şey ifade etmeyecektir belki ama çok fazla Türkçe kaynak bulunmadığından bu konu ile ilgili paylaşmak istedim…O zaman hemen başlıyalım. (:
Öncelikle çok basit konsol uygulaması olacak yapacağımız şey örnek olması adına. WMI arayüzünden, ulaşabileceğimiz özellikler için .NET Framework içerisinde ki System.Management namespace’inden ManagementScope, ObjectQuery ve ManagementObjectSearcher sınıflarını kullanıyor olacağız.

ManagementScope sınıfı için, WMI’da hangi arayüze bağlanacağımızı belirttiğimiz yönetim kapsamını belirleyen sınıf diyebiliriz. WMI’da, Biztalk ile ilgili yönetimsel özeliklere bağlanıyor olduğumuzu bu sınıf ile belirtiyoruz.

ObjectQuery ile WMI üzerindeki sorgularımızı tanımlıyoruz. WQL diye adlandırılan, T-SQL’e benzeyen bu sorgularımız sonucunda ki bilgilere göre işlemlerimizi gerçekleştireceğiz.

ManagementObjectSearcher sınıfı ile de, oluşturduğumuz WQL sorgularını çalıştırabiliyoruz. Çalıştırdığımız sorgular bize WMI üzerinden, belirtmiş olduğumuz namespace’ler üzerindeki bilgileri getiriyor olacaktır.

Aşağıdaki kod örneğinde Biztalk’un namespace’ine bağlanıp, “Suspend” olmuş mesajları alıyoruz.

 ManagementScope scope = new ManagementScope(@"\\192.168.111.75\root\MicrosoftBizTalkServer");
 scope.Connect();

 ObjectQuery query = new ObjectQuery("SELECT * FROM MSBTS_MessageInstance WHERE ServiceInstanceStatus=4 ");
 ManagementObjectSearcher searcher = new ManagementObjectSearcher(scope, query);

ManagementObjectCollection queryCollection = searcher.Get();

searcher nesnesinin Get() metodu ile ManagementObject tipinde elemanları olan bir koleksiyon alıyoruz. Bu koleksiyon içerisinde WMI’ya yapmış olduğumuz sorgunun sonuçları, yani Biztalk’da “Suspend”de kalmış mesajları alıyor olacağız. ManagementObject tipindeki elemanlar üzerinden, Biztalk’da ki mesajların bilgilerine ulaşabiliriz. Ancak .NET Framework’ün ve Visual Studio’nun sağladığı bazı avantajları kullanarak, biraz daha OOP yaklaşımında, Biztalk mesajlarının nesnelerini oluşturup, işlerimizi kolaylaştırabiliyoruz.

Visual Studio‘da bildiğiniz üzere, Server Explorer diye alt bir pencere mevcut. Belirtmiş olduğumuz bilgisayara bağlanıp çeşitli özelliklere ve bilgilere ulaşabiliyoruz. WMI üzerindeki “class”lar da bunlardan biri. Eklemiş olduğumuz bilgisayarın bu WMI namespace’lerinde ki sınıflarına , “Management Classes” altındaki elemanlardan ulaşabiliriz.

  • Apr
  • 03
  • 2012

Nedirtv.com, 6.yıldönümü etkinliği…

Tags: , , , , , , | View: 129 | Comments:

Nedirtv.com, 6 yaşını bir etkinlik ile kutluyor. 14 Nisan 2012‘de Microsoft’un İstanbul ofisinde gerçekleşecek bu etkinliğin içeriği oldukça güzel konularla dolu. Benim bir küçük bir oturumum olacağı bu etkinliğe, zamanı ve ilgisi olan herkesin katılmasını tavsiye ederim. Etkinlik ile ilgili tüm ayrıntıları ve katılım formu linkini aşağıda bulabilirsiniz.Bu güzel etkinlikte görüşmek üzere…

Geleneksel hale gelen nedirtv?com’un yıldönümü etkinliklerinin altıncısını 14 Nisan 2012 Cumartesi günü saat 10:00 ile 16:00 arasında Microsoft Türkiye İstanbul Ofisinde gerçekleştiriyoruz. Etkinlik ücretsizdir ve kayıt olan herkes katılabilir. Etkinlik programı ve kayıt için gerekli bilgiler aşağıda yer almaktadır.
Program:
10:00 Bankacılık Uygulamaları ve SOA
11:00 SCRUM ile Çevikleşiyoruz
12:00 Windows Phone ve Windows 8
13:00 Herkes için Office 365
13:45 WindowsRT – Bir C# Developerın Perspektifinden Windows Runtime
14:30 Söyleşi

Konuşmacılar
Arda Çetinkaya
Burak Batur
Burak Selim Şenyurt
Ercan Bozkurt
İlkay İlknur
Uğur UMUTLUOĞLU
Etkinlik tarihi: 14 Nisan 2012 Cumartesi

Yer: Microsoft Türkiye İstanbul Ofisi, Bellevue Residence Levent Mahallesi, Aydın Sokak. No:7 Levent İstanbul
Kroki için tıklayın

Kayıt için tıklayın

Katkılarından dolayı Microsoft Türkiye’ye teşekkürlerimizi sunarız.

  • Mar
  • 28
  • 2012

Asp.Net’den Open Source açılımı…

Tags: , , | View: 269 | Comments:

Microsoft, ASP.NET MVC’ Framework’ünü ilk duyurduğundan beri bu framework’ün kodları herkese açıktı. Ancak dışarıdan geliştirme ve bu ürünün geliştirilmesinde pek bir katkı sağlamak mümkün değildi. Bugünden itibaren, ASP.NET MVC, ASP.NET Web API ve ASP.NET Web Pages(Razor) kodları tamamen açılmış bulunmakta. Yani Microsoft artık(ve hatta ilk defa) kendi ürünleri için dışarıdan gelecek katkıları ürünün geliştirme sürecine dahil etmiş bulunmakta. Bu 3 ürüne, bug’ları çözerek, yeni fonksiyonları check-in’leyerek, unit testler ekleyerek destek sağlayabiliyor olacağız artık.

Tabi ki bu direk ASP.NET artık açık kaynak olarak algılanmamalı, ancak ASP.NET’in bu yukarıdaki 3 ürünü artık tam anlamıyla “open-source” olarak adlandırılabilir. Microsoft, bu 3 ürün için dışarıdan gelecek katkıları tabi ki kendi de kontrol ediyor ve hatta bu ürünleri kendi de geliştirmeye devam edecek.  İlerleyen zaman içerisinde ASP.NET’in belki başka alt ürünleri de bu akımın bir parçası olur.

Bu arada kodları açılan namespace’lerden bazılarını da paylaşim, belki ilginizi daha çok çeker. (:

  • Microsoft.Web.Helpers
  • Microsoft.Web.Http.Data
  • Microsoft.Web.Http.Data.EntityFramework
  • Microsoft.Web.Http.Data.Helpers
  • Microsoft.Web.Mvc
  • Microsoft.Web.WebPages.OAuth
  • System.Json
  • System.Net.Http.Formatting
  • System.Web.Helpers
  • System.Web.Http
  • System.Web.Http.SelfHost
  • System.Web.Http.WebHost
  • System.Web.Mvc
  • System.Web.Razor
  • System.Web.WebPages
  • System.Web.WebPages.Administration
  • System.Web.WebPages.Deployment
  • System.Web.WebPages.Razor
  • WebMatrix.Data
  • WebMatrix.WebData

Daha fazla bilgi ve kodlara ulaşmak için http://aspnetwebstack.codeplex.com adresini takip edebilirsiniz.

 

  • Mar
  • 16
  • 2012

Yazılım ihracatı…

Tags: , | View: 143 | Comments:

Bu sabah Kaldıraç Etkisi sitesinde( kendisi internet girişimciliği ile ilgili tecrübelerin paylaşıldığı güzel bir platform), yazılım ile ilgili daha doğrusu yazılım ihracatı ile ilgili ilginç ve bir o kadar da keyifli bir yazı ile karşılaştım. Netaş’da AR-GE direktörlüğü yapmış Ali Akurgal‘ın konu hakkında ki ilginç bir tecrübesi…Bu işlerin içinde olan biri olaraktan paylaşmak istedim,buyrun okuyun…

Siz, yazılımın birimi nedir bilir misiniz?

Metre.
Evet metre.
Neden metredir bilir misiniz?

Anlatayım:
1992 yılında, yâni topu topu 20 yıl önce, Netaş’ta ilk yazılım ihracatını gerçekleştirdik. Hazırlanan bir yazılım paketini; tuşa bastık, o zaman internet falan yok, çatıdaki çanak marifeti ile, vallahi de billahi de müthiş bir hız olan 128kb/s ile, İngiltere’ye uydu üzerinden yolladık. Faturayı da pullu posta ile yolladık. 2M$ bankaya geldi, kasaya koyduk.

Aradan 3-4 ay geçti, vergi memurları geldiler. Dediler ki, “siz bir fatura yollamışsınız, 2M$”. “Evet” dedik. “Bu para ödenmiş” dediler. “Evet” dedik. “Ama mal çıkışı yok, bu hayali ihracat” dediler!

Bunun üzerine vergi memurlarını ArGe’ye aldık, bir bilgisayarın başına oturttuk. “Şu ‘enter’ tuşuna basar mısınız” dedik. Biri bastı. Sonra “ne oldu” diye sordu. “300k$’lık ihracat yaptınız, bunun da faturasını yollayacağız, o da ödenecek” dedik. Adam suça ortak olmuş olduğu için çok kötü oldu. Sonra yazılım nasıl yazılır, uydu bağlantısı nedir, bu ne kadar para eder bunları gezdirip gösterip anlattık. Adamlar “çok iyi anladık ama mal çıkışı olması lâzım, mevzuat böyle” dediler.

Bunun üzerine dedik ki: “biz bu yazılımı banda kaydedelim ( o zaman CD yok, hattâ kaset bile yok, ½” makaralı bant kullanılıyor) onu yollayalım”. Adamlar bir çözüm bulmuş olmanın sevinci ile “tamam dediler, kaydedin yollayın”. İhraç ettiğimiz yazılımın kaydı iki makara etti. Bunlar paketlendi ve gümrük komisyoncusuna verildi. Komisyoncu, bunları gümrüğe götürdü ve ihracat işlemine başladı. Gümrük memuru, işlemi yapmış yapmış ve bir noktada sormuş: “TIRlar nerede?”. Komisyoncu da “TIR MIR yok hepsi bu iki zarf” demiş, masanın üzerindeki teyp bantlarını göstermiş. Gümrük memuru “bu iki zarf 2M$ edemez, ben bu işlemi yapamam” demiş, bırakmış.

Mahkemeye gidildi, bilirkişi heyeti kuruldu, bizim o iki makaradaki yazılımın 2M$ edip etmeyeceğini (nasıl baktılarsa?) inceledi. Neyse ki, 2M$ eder dediler de “hayali ihracat”tan kurtulduk. Bu sefer, aynı komisyoncu, aynı gümrük memuruna aynı iki makarayı “2M$ eder mahkeme kararı” ile götürüp işlemi yeniden başlattı. Ancak, gene işlem sırasında, ihraç malının birim fiyatı, miktarı ve toplam fiyatının girilmesi gerekiyor. Mevzuat öyle. Ne yapsınlar, iş daha uzamasın diye bakmışlar zarfta teyp bandı var, bir makarada kaç metre bant vardır diye kestirmişler, makarası 1.000 metreden 2.000 metre yazılım ihraç etmiş olmuşuz.

Yaaa, yazılımın birimi metre. İşte böyle.

Kaynak: http://www.kaldiracetkisi.com/?p=443

  • Mar
  • 08
  • 2012

EventLog ve Event Viewer ile ilgili basit bir ipucu…

Tags: , | View: 197 | Comments:

Uygulamaların çalışırken neler yaptığını takip edebilmek, hata oluştuğunda bunları kayıt etmek ya da bazı uyarı mesajlarını kayıt altına almak için eminim bir çoğumuz .NET Framework içerisinde bulunan EventLog sınıfından yararlanmıştır. EventLog ile bildiğiniz gibi, Windows’da ki Event Viewer‘a az önce bahsetmiş olduğum tarzdaki bilgileri kayıt altında tutabiliyoruz. Benzer bir şekilde de Event Viewer’da ki kayıtları EventLog sınıfı ile takip de edebiliyoruz.

Basit bir senaryo gereği, Event Viewer’a atılan kayıtları takip etmemiz gerektiğini düşünelim. Ve Event Viewer’a atılan kayıtların belli durumlarına göre belli operasyonlar yapmamız gerektiğini düşünelim. Web servisi çağırmak, başka bir programı tetiklemek, e-mail atmak, belli ayarları değiştirmek falan gibi…

Bunları yapmak EventLog sınıfı ile oldukça basit. Aşağıdaki gibi bir kod parçası içeren bir Windows servisi Event Viewer’a atılan kayıtları takip etmemiz için yeterli olacaktır.


        static void Main(string[] args)
        {
            EventLog sourceEventLog = new EventLog();

            //EventViewer'da hangi Log kayıtlarını izleyeceğimizi
            //Log özelliği ile belirliyoruz.Uygulamamıza ait bir log kaydı daha doğru olacaktır.
            sourceEventLog.Log = "Application";

            //Event Viewer'a bir kayıt atıldığında çalışacak event'imizi tanımlıyoruz.
            sourceEventLog.EntryWritten += new EntryWrittenEventHandler(EntryWritten);

            //EnableRaisingEvents özelliğini true şeklinde belirterek,
            //EntryWritten event'lerinin tetiklenmesini sağlıyoruz.
            sourceEventLog.EnableRaisingEvents = true;

        }

        //Event Viewer'a kayıt atıldığında tetiklenen event'in metodu
        static void EntryWritten(object sender, EntryWrittenEventArgs e)
        {
            //Örnek olarak ATM uygulaması olsun mesela
            if (e.Entry.Source == "ATM Uygulaması")
            {
                switch (e.Entry.EntryType)
                {
                    case EventLogEntryType.Error:
                        //Web servis çağırıp, teknik destek ekibi için case açılabilir.
                        break;
                    case EventLogEntryType.Information:
                        //Para yatırılma işlemi seçildi, sahte para kontrolü yapan uygulamayı
                        //çalıştırabiliriz.Daha sonra kapatabiliriz.
                        break;
                    case EventLogEntryType.Warning:
                        if (e.Entry.EventID==9999)//Para azalıyor mesela
                        {
                            //Para azalıyor şeklinde bir uyarı ile operasyon birimine
                            //para göndermeleri hakkında bilgi gönderilebilir.
                        }
                        break;
                    default:
                        break;
                }

            }
        }

Bu basit yaklaşım, var olan mevcut bir uygulamann Event Viewer’a attığı kayıtlara göre aksiyon alabilmek adına oldukça faydalı olacaktır. Artık geliştirmek,süslemek ihtiyacan göre size kalmış…

  • Feb
  • 25
  • 2012

Zell Am See…

Tags: , | View: 497 | Comments:

Zell Am See…Gitmek için plan yapmaya başlayana kadar adını bile duymamıştım bu küçük kasabanın…Avusturya’nın Salzburg şehrinin bir kasabası…Kayak ile ciddi bir şekilde ilgilenenlerin mutlaka bildiği bir kasaba aslında…Zaten bütün olay da bu kayak ile başladı…

Daha önce bir günlük bir Kartalkaya gezisi ile tanışmıştım snowboard ile…Kafayı, kolu bacağı bu bir günde kırmayınca ve arkadaşın da gazı ile kısa bir süre içerisinde hem tatil, hem spor olması adına Zell Am See’ye gidelim dedik. Spor…Kış tatili…Daha ne olsun…missss.

Zell Am See’ye, Viyana’dan trenle gitmek gibi en gereksiz yolu seçtik…İstanbul-Viyana arası uçak biletini ucuza bulduğumuz için aslında bu yolu otomatikman seçmiş olduk. 3-4 saat de olsa Viyana’da zaman geçirebilsek ne güzel olur şeklinde düşündüğümüzden çok da takılmadık buna. Ama gitmeyi düşünenler olursa Salzburg’a uçakla gidip sonra trene binmek zaman açısından çok daha verimli bir tercih olacaktır.

Sol şeritte yaşayan gençlik olarak(bu gençlik kavramına sonra tekrar geliyor olacağım) İstanbul’dayken, Viyana-Zell Am See tren biletini almadık. Viyana’da o gün hallederiz falan filan diyerek geçiştirdik. Bu arada Viyana – Zell Am See arası trenle 5.5 saat gibi bir süre…Hem biletsiz olmanın verdiği stres, hem de tren garı nerede acaba soru işareti ile Viyana sokaklarına attık kendimizi…Büyük bir kilisenin olduğu şehrin ana meydanını(bknz. her Avrupa şehri) gözümüze kestirdik haritadan…Buradan metro ile tren garına gideriz falan filan diyerek yola koyulduk. Nasıl gideceğimizi danıştığımız otobüs şöförünün Türk çıkmış olmasının verdiği tebessüm ile yürümeye başladık.

Pazar günü olmasından dolayı, etrafda in ve cin top oynuyordu…Bizim gibi turist olduğu belli olan 3-5 insan kapalı olan dükkanların vitrinlerine bakıp kendilerince zaman geçiyordu…Sıkıcı bir Avrupa pazar günü dedim içimden…

Madem Viyana’ya geldik, madem biraz zamanımız var, o zaman bir schnitzel yiyelim diye bağırmaya başladı midemiz…Daha önce yine kısa süreli Viyana’da bulunan arkadaşım, ‘ya işte süper bir yer vardı aslında,bayaa güzel ve meşhur ama şimdi bulabilir miyim,bilmiyorum’ diyerek sağ gösterip sol vurmuştu…Madem bilmiyorsun niye ‘süper bir yer var’ diyorsun dimi yani (:

Sol şeritte yaşayan temiz kalpli insanlar olaraktan, tesadüfen buluyoruz dediği yeri…Figlmüller diye bir yer…1905′den beri şahane schnitzel’lere imza atıyormuş…Tıklım tıklım zaten…Eeee nasıl yer bulacağız derken, biraz ilerisinde başka bir şubesini görüyoruz…Kısmen daha büyük…Dalıyoruz içeri…’hooopppp sıra var’…Peki diyor, oturanların tabaklarına bakıyoruz…Kocaman kocaman kocaman,böyle büsbüyük bir schnitzel…Ye ye bitmeyen cinsinden…Neyse bir şekilde oturup,verdik siparişimizi…Kocaman bir schitzel ve değişik bir patates salatası…Son zamanlarda yediğim en güzel yemekti diyebilirim…Özellikle patates salatası…offfff…Viyana’da ki bu kısıtlı zamanda yapılabilecek en güzel şeyi yaptım sanırım…

Yemeğimizi de yedikten sonra, Zell am see’ye nasıl gideceğiz stresi yine bizi esir aldı. Metro ile Westbahnhof’a gidip oradan trene bindik. Ki buradan zaten bilimum yere tren varmış…Hangi trene bineceğimizi falan filan sormaya çalışırken, 3 dakika içerisinde kalkacağını öğrenmemiz ile hemen teknolojik bilet makinalarından biletimizi alıp koşuşturduk trenimize…Bu arada Viyana- Zell Am See tren bileti kişi başı 41 euro gibi bir şey…Arada faydalı bilgi de verim :p

Hava kararmaya başladığından 5 saatlik bu tren yolculuğunda yapılabilecek en güzel şeyi yaptık…Taktık kulağımıza müzikleri, uyuduk…

Ve Zell Am See…

En son gözüm açıkken hiç kar falan yoktu…Trenden indiğimizde ise her taraf bembeyaz…Gecenin bilmem kaçı olmuş tabi bir de…Arkadaşım daha önce Zell Am See’ye geldiğinden burada tanışdığı bir kaç Türk sayesinde ayarladığımız pansiyonumuza doğru yola koyulduk. Küçük bir yer olduğundan her yere yürüyerek ortalama 10 dakikada gidebiliyorsunuz…Bizden umudu kesen pansiyon sahipleri bizi küçük bir tören ile kapıda karşılayınca baya şaşırdık. Pension Hubertus adında, bir karı kocanın işlettiği oldukça sevimli bir pansiyondu kaldığımız yer. Ki ertesi gün, kayak işlerini falan hallettikten sonra ne kadar şahane bir yerde kaldığımızı daha iyi anladım. Çünkü direk dağın ve teleferiğin dibinde…Kalacak yer konusunda arayış içerisinde olacaklara şiddetle tavsiye ederim…Oldukça temiz ve eğlenceli bir yer…

Odamıza yerleştikten sonra yarın için dinlenmeye koyulduk….zzzzzzzzzzzzz

Nerede benim snowboard’um…

Snowboard ile alakam pek olmadığından, board,kask,ayakkabı falan kiralamam gerekiyordu malum…Zell am see bir kayak merkezi olduğundan bilimum bu kiralama işini yapan dükkan mevcut. Biz en büyük kazığı yediğimiz yerden yapmayı tercih ettik…Neden…Çünkü bilmiyoruz…Gerçi en kaliteli malzemeler oradaymış ama benim gibi olayın çok farkında olmayan biri için şu aşamada çok da önemli bir kriter değil herhalde…Neyse…Intersport‘dan kazığımızı 4 günlük olacak şekilde yedik…Ben ayrıca ders alacağımdan, aynı yerden onu da ayarladım…Madem geldik, 4 gün boyunca işin tekniğini,inceliklerini güzel güzel öğrenelim dimi…Son olarak bir de skipass lazım…Bu da, dağdaki pistlere giriş için lazım…Artık herşey hazır olduğuna göre yukarı çıkabilirim…