Arda Çetinkaya Thoughts on software, with the occasional personal rambling…

Son zamanlarda Facebook ve bilimum sitelerde 3 tane video hit üstüne hit alıyor. Eski erkek arkadaşından intikam alan(!) bir kızın intikamını gösteren,bu intikamın altında kalmamaya çalışan eski erkek arkadaşın buna cevabı falan filan ve son olarakta bu aşk üçgenine teğet geçen başka bir eski sevgilinin videosu…

Ama asıl ortak nokta GittiGidiyor.com….

Gerçekliği var mı böyle bir konunun bilemiyorum ama bütün bu olayların GittiGidiyor.com’un reklamları olduğunu düşünüyorum ve bu reklam fikrinin altındaki tüm yaratıcıları tebrik ediyorum.

Öncelikle sanal ortamdaki sanal-sosyal ortamların popülerliğinden bu şekilde yararlanabiliyor olmak cidden başarılı bir hareket. Sorgusuz,sualsiz ve kolayca tüketilebilen, bu sanal-sosyal ortamlarda, böyle bir reklam fikri, tüketicilere ulaşmak için mükemmel bir yöntem. Oldukça ilginç ve rahatsız edici(!) bir video ile başlayan intikam olayının altında böyle bir reklam fikri varlığına inanıyorum.

marka

Her türlü resimin,videonun paylaşıldığı bu tür sosyal ortamlarda reklamların artık bu şekilde yapılıyor olması ya da yapılacak olması reklam sektöründe bence yeni bir başlangıç olacaktır. Ücretsiz yayınlanma şansının bulunduğu reklamlar bu şekilde bir çok kişiye ulaşacaktır.

Bu şekilde belli bir konsepte dayandırılan reklamlar, yazılı basının da ilgisini çekiyor ki gazetelerde bunları haber(!) yapmaktan çekinmiyor. Bu haberi yayınlayarak ücretsiz reklam yaptıklarının da farkında olmuyorlar ne yazık ki…Kim kazanıyor? Reklam ajansı ve gittigidiyor.com….Bundan dolayı bir kez daha tebrik ediyorum bu fikrin altındakileri…

Gerçekten tebrik ederim bu işin mimarlarını eğer böyle bir reklam olayı gerçekse ki gerçek olduğuna inanıyorum…

Not: Videolara ulaşabileceğiniz linkleri ve siteleri özellikle koymadım ki,reklam olmasın 😛

Windows’un son versiyonu Windows 7 RTM duyuruldu. Önümüzdeki haftalarda Partner’lara sunulacak yeni versiyon sonbahar gibi son kullanıcı ile buluşacak.

Ayrıntılı bilgileri bu adresteki basın bülteninden öğrenebilirsiniz.

Ayrıca aşağıdaki videoya da göz atın derim…Steve Ballmer’ın neşesi görülmeye değer…

Windows 7 Sneak-Peak from MGX

Ayrıca Windows 2008 R2’da yayınlanan bir başka Windows ürünü.

Bir dosyadaki verileri(~100MB) database’e atmak gibi basit bir operasyon yapmam gerekiyordu. Dosya “tab delimited” bir dosya ve yaklaşım 45 civarı da kolon var ve kolonlarda dolu. En basit ve ilk akla gelen yöntem satır satır bu kayıtları database’e atmak olacaktır. Ancak bu kadar çok veriyi atarken oluşabilecek “time-out”lardan dolayı, hangi kayıdın atıldığı ya da atılmadığını yönetmek sonra daha zor olacaktır.Ki bu kadar büyük bir dosyayıda satır satır okumak IO olarakta, dikkat edilmediğinde gereksiz bir maliyet. Satır satır database’e kayıt etmekte database server’ı gereksiz yere yoracaktır zaten.

Devam…

Bir uygulama yazarken, uygulamanın çalışacağı sistem üzerindeki bazı ayarları göz önünde almak dikkat edilmesi gereken tasarım etkenlerinden biri. Eminim bir çok kişi de böyle düşünüyordur. Ama peki ne kadar buna dikkat ediyoruz? Türkiye gibi farklı karakter ve noktalama işaretlerinin kullanıldığı dillerde özellikle buna dikkat etmek gerekiyor. Bu konu ile ilgili olarak Jeff Moser’ın çok güzel bir makalesi var.Mutlaka göz atın: http://www.moserware.com/2008/02/does-your-code-pass-turkey-test.html

genel_izleyici

Televizyonlardaki abuk sabuk programlar artık kendini aşmaya başladı. Bu programların yarattığı abuk sabuk tipler, evleri ele geçirip, insanların akşamlarını,gündüzlerini ele geçirmeye başladı. Ama beyinler kıvrımları artık azaldığı için bunların farkında değiliz…

İletişim teknolojilerinin belki en büyük icatlarından biri olan televizyon, “aptal kutusu”na döndü…Peki neden?

Geçen akşam “Yemekteyiz” programına rastladım. Popüler bir kanalda olmasından dolayı kumandadaki ilk dokuz rakamın içinde yer alan bu program,kendini aşmış…Millet açlıktan birbirini öldüre dursun,bizim bu kahramanlar “Bu yemeğin tuzu yok,domates çorbası böyle mi olur,ben hiç böyle kötü bir tiramisu yemedim” şeklinde tartışmaktan benliklerini kaybetmişler. Sanki hepsi birer gurme…

Uzun süredir var olan bir program,peki ben niye şimdi kızdım…Kızdım çünkü bir de bu gurmelere puan versin insanlar diye telefon numaraları alt yazılarda geçiyor. Ve artık izleyenler puan verebiliyor.Ne güzel bir teknoloji değil mi? Ulan yemeği yemeden kime,kimin neyine oy verilecek…Kim daha güzel bağırıyor, en güzel çirkef kim şeklinde oy veriliyordu dimi…

Bir başka felaket ise evlilik programlarında…Bunlara bir şey söylemeye gerek yok…Bunları izleyen çocuklar büyüdüğünde, sevgi,aşk,aile gibi kavramları ile alakalı olmayacağı için ben bile üzülüyorsam,cidden problem var…

“Genel İzleyici” adı altında kategorilendirilen bunlar ve daha beterleri ne yazık ki devam edecek…Neden? Çünkü bizim insanımız “Genel İzleyici”…

Aptal kutusu diye adlandırdığımız sürece, o kutunun içinden o aptallıkları alıyor olacağız…Bazı şeyleri beyin kıvrımlarından uzun uzun geçirerek(düşünmek diyorlar buna) ve seçici olsak keşke…