Arda Çetinkaya Thoughts on software, with the occasional personal rambling…

Bir etkinlik haberi de İstanbul’dan… AgileTalks serisi altında “Test Driven Development: Yazılım tasarımındaki karmaşıklığın yok edilmesi” temalı bir etkinlik 16 Ekim 2012 tarihinde İstanbul’da Microsoft ofisinde gerçekleşecek. Etkinlik kapsamında Test Driven Development yaklaşımının neden önemli olduğu ve projelerde nasıl etkin bir şekilde kullanılabileceği aktarılacak. Sebastian Hermida ve Cihan Deniz’in konuşmacı olarak etkinlik ile ayrıntılı bilgileri ve katılmak için http://www.agiletalks.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

 

Agile Coach’larından Jurgen Appelo Management 3.0 kursu için 29 – 30 Ocak 2013 tarihinde iki günlük bir eğitim için Scrum Turkey‘in organizasyonu ile Ankara’da olacak.  Agile Management ile ilgilenen kişilerin mutlaka katılmasını tavsiye ederim. Eğitim ile ilgili ayrıntılı bilgilere ve kayıt bilgilerine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Eğitim İçeriği

Çevik Yönetim (Agile Management) genellikle çevik yöntemlerin gözden kaçan kısmıdır. Çevik yazılım ve test mühendisleri, ve proje yöneticileri için yeterince bilgi bulunurken, geliştirme yöneticileri ve takım liderleri için çok az bilgi bulunmaktadır. Ancak bir organizasyon çevik yazılım geliştirmeye adapte olurken, yeni pratikleri öğrenme ihtiyacı olanlar sadece geliştiriciler, test mühendisleri ve proje yöneticileri değildir. Geliştirme yöneticileri ve takım liderleri de mutlaka çevik organizasyonları yönetme ve rehberlik etme yaklaşımını öğrenmelidirler.
Bir çok çalışma göstermiştir ki, eski tip yöneticiler, Çevik Yazılım Geliştirme dönüşümlerinde en büyük engeldir. İşte bu nedenle Geliştirme Yöneticileri ve takım liderleri de çevik yazılım geliştiren organizasyonlardaki yeni rollerini öğrenmelidirler. Bu 2 günlük kurs geliştirme yöneticileri, takım liderleri, proje yöneticileri, ve ileride çevik yazılım geliştirme yapılan organizasyonlarda yöneticilik yapmak isteyen herkes için tasarlanmıştır.
Kayıt
Kayıt işlemini kayıt sayfamızı kullanarak gerçekleştirebilirsiniz.

Eğitimin Amaçları

Konular (Gün 1)

  1. Çevik Yazılım Geliştirme, yazılım geliştirme takımları için yeni altın standarttır. Bu konu başlığı altında farklı çevik metodolojileri, popüler en iyi pratikleri, yazılım projelerinin 7 boyutunu, dünyadaki çevik metodolojilere adaptasyon süreçlerindeki zorlukları ve yöneticiler ile takım liderlerinin çevik organizasyonlara katkılarını öğreneceksiniz.
  1. Çevik anlayışın köşe taşları Karmaşıklık Bilimi ve Sistem Düşüncesi’dir. Bu konu başlığı altında nedensel döngü diyagramını, karmaşıklık teorisinin ne olduğunu, sistem bakış açısı ile nasıl düşünüleceğini, karışık ile karmaşık arasındaki farkı, ve geleneksel lineer düşünme yönteminde farkına vardığımız 7 yanlış düşünceyi öğreneceksiniz.
  1. İnsanlar bir organizasyonun en önemli parçalarıdır ve yöneticiler insanların faal,yaratıcı ve motive kalmaları için ellerinden geleni yapmalıdır. Bu konu başlığı altında içsel ve dışsal motivasyon arasındaki farkı, 10 içsel arzu, takımlarınızdaki insanlara göre neyin önemli olduğunu anlamak için yaygın teknikleri, birebir görüşme, kişisel degerlendirmeler, en önemli 12 soru ve 360 derece görüşme tekniklerini öğreneceksiniz.
  1. Takımlar kendi kendine organize olabilmeye muktedirdirler. Bu durum imkan verme, yetkilendirme ve yönetici güveni gerektirir. Kendi kendine organize olmanın nasıl yapılacağını, bir organizasyonda yetkinin nasıl dağıtılacağını, yetkilendirmedeki zorlukları, güven ilişkilerinin nasıl geliştirileceğini ve dağıtımlı kontrol için birkaç yöntemi, yetkilendirmenin 7 aşaması ve otorite kurulları gibi konuları öğreneceksiniz.

Konular (Gün 2)

  1. Kendi kendine organizasyon, hiçbir şeye öncülük edemez, bu yüzden, insanları ve paylaşılan kaynakları korumak ve insanlara net bir hedef ve tanımlı amaçlar vermek gereklidir. Bu başlık altında ne zaman yönetmeli, ne zaman liderlik etmeli, tarafsızların yönetim etrafındaki itirazları hakkında faydalı amaçlar oluşturmak için farklı ölçütler nasıl kullanılmalı, insanları ve paylaşılan kaynakları kendi kendine organizasyonun kötü etkilerinden nasıl koruyacağınızı ögreneceksiniz.
  2. Eğer takım üyeleri yeterince yetenekli değilse, takımlar amaçlarına ulaşamazlar. Bu yüzden yöneticiler yetkinliklerin gelişmesine katkıda bulunmalıdırlar. Bu konu başlığında yetenek ve disiplin aşamaları, yetkinlik gelişiminin yedi yaklaşımına nasıl ve ne zaman başvurulacağını, karmaşık bir sistemde gelişimin nasıl ölçüleceğini, nesnel optimizasyon etkisi ve faydalı ölçümler için birkaç ipucu ögreneceksiniz.
  3. Bir çok takım karmaşık organizasyon yapısında çalışır ve bu nedenle iletişimi geliştirici yapıları dikkate almak önemlidir. Bu konu başlığında organizasyonel yapının nasıl geliştirileceğini, özelleştirme ve genellemeyi nasıl dengeleyeceğinizi, gayri resmi liderlik ve ünvanları genişletme ve takımları degerli bir ağda değerli birimler olarak ele alma hakkına, fonksiyonel ve çapraz fonksiyonel takımlar arasında nasıl seçim yapılacağını öğreneceksiniz.
  4. İnsanlar,takımlar ve organizasyonlar başarısızlığı mümkün olduğunca uzun süre ertelemek için  sürekli olarak gelişmeye ihtiyaç duyarlar. Bu pratikte şu anlama gelir; yöneticiler ve liderler etraflarındaki sosyal karmaşık sistemi değiştirmeye çalışan  değişim etkenleri olarak hareket etmek zorundadırlar. Bu başlık altında değişim yönetiminin sistem, bireyler, etkileşimler ve sistemin sınırlarını kapsayan 4 boyutunu ögreneceksiniz.

Oyunlar ve Uygulamalar

Yukarıdaki 8 başlığın her biri, katılımcıların beş veya altı kişilik gruplar halinde eğitimin fikirlerini uygulamaya koyabileceği en azından bir oyun veya uygulama içerir. Bu oyunlar ve uygulamalar sayesinde katılımcılar bazen birbirlerine karşı farklı yöneticiler olarak oynayacaklar, bazen hep birlikte bir problem üzerinde çalışırken farklı düşüncelerini paylaşan birer yönetici olarak davranacaklar.
Her sosyal aktivite sorgulama ve tartışma ile sonlandırılacak. Böylece katılımcılar kendi durumlarında öğrendikleriyle ilişki kurabilecek ve tüm grup tarafından cevaplanabilecek sorular gündeme getirecekler ve deneyimlerini tüm grup ile paylaşabilecekler.

Katılım Ücreti

  • Eğitime katılım ücreti 1 Ocak 2013 tarihine kadar 1000 EURO + KDV, 1 Ocak 2013 tarihinden sonra 1100 EURO + KDV‘dir.
  • Eğitim 2 gün süresince 09:00 – 17:00 saatleri arasında gerçekleştirilecektir.
  • Eğitim ücretine eğitim materyalleri, ikramlar ve öğlen yemekleri dahildir.
  • Eğitim kontenjanları sınırlıdır.

Kayıt
Kayıt işlemini kayıt sayfamızı kullanarak gerçekleştirebilirsiniz.

Prag ve bir masal…

/ Leave a comment / ~ 6 dakikada okuyabilirsiniz.

Ağustos sonu, eylül başı gibi Prag’a küçük ama aynı zamanda kocaman büyük bir gezi ile yaz dönemini kapadım. Anca şu an yazabiliyorum…Ayıp bana… Neyse…Zaman açısından kısıtlı olsakta, bu kısa zamanı dolu dolu geçirerek büyük bir tatile dönüştürdük. Yaklaşık 1 ay önceden planladığımız için, kısa zamanda neler yapabiliriz konusunda oldukça iyi hazırlandığımız için benim adıma çoooook ama çoook keyifli ve asla unutamayacağım özel hatta çok özel bir tatil oldu diyebilirim…Ve yine kamu spotu tadında küçük bilgiler ile topluma mesaj kaygılı bir içerikle elimden geldiğince tatili paylaşmaya çalışacağım.

Öncelikle Prag, standart bir Avrupa şehrinden oldukça uzak. Daha yalın, daha sakin ve gerçekten etkileyici…Masal şehri desem çok klişe olacak ama gerçekten öyle… Küçük bir yer olması, daha doğrusu şehrin merkezi yerlerinin bir birine yakın olması, şehri gezmeyi kolaylaştırıyor ve keyifli hale getiriyor. Çok yürüyemem ben diyorsanız da, yeterli bir şekilde toplu taşıma alternatifleri(tramvay,metro) mevcut. Alın biletinizi, dııtttt…Kolay…

Biz EA Hotel Downtown diye oldukça merkezde sayılabilecek bir yerde kaldık. Gitmeyi düşünenlere tavsiye ederim. Temiz,rahat, ulaşım kolay falan filan…Bu cümleyi booking.com sponsorluğunda yazıyorum…Anladınız siz onu…Neyse…

Prag’ın turistlik merkezi, Old Town Square denen oldukça büyük ve keyifli bir meydan. Meydanın çevresi Prag tarihinin bir özeti şeklinde sizi de sarıyor. Nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz… Bu meydanı merkez kılan şey sanırım, görülmezse olmaz kategorisinde ki ‘Astronomical Clock‘. Zamanı astrolojik belli şeylere göre gösteren, saat başlarında dinnn dinn dinn diye çalan, etrafını saran heykellerin hareketleri ile ilgi çeken bir saat. Önündeki kalabalık zaten direk dikkatinizi çekecektir. Prag’da bulunduğumuz süre boyunca ara sıra bu meydana denk geldik ve hatta sık sık da saat başlarına denk geldik. Neden bilmiyorum ama her seferinde durup, kafamı kaldırıp saatte bakmaktan oldukça keyif aldım…İlginç bir şeydi…Siz de denk gelirseniz bakın…Güzel yani…Neyse…Bu saatin bulunduğu bina eski belediye binası ve tepesine de çıkmanız mümkün. Prag’ı panaromik bir şekilde ayaklarınızın altına alabiliyorsunuz. Ve kesinlikle değecek bir manzara…Bunun dışında meydan oldukça hareketli…Meydandaki bir kafeye oturup bu hareketliliğin keyfine mutlaka varın. Hatta o kadar hareketli ki, ilk gecemiz de, deli gibi yağmur yağmasına rağmen, hala tam olarak ne olduğunu bilemediğimiz polisli,koşuşturmalı bir şeyler oldu…Ulan bak yine aklıma takıldı…Ne olmuştu ki acaba…

Old Town Square’in yukarısına doğru yürürseniz, Prag’ın ne kadar düzenli ve güzel bir mimariye sahip olduğunu görebiliyorsunuz…Acaba bu evlerde yaşıyorlar mı, yaşıyorlarsa kimler yaşıyor, biz niye yaşamıyoruz gibi biraz kıskançlık biraz hayranlık içeren hislerle doluyorsunuz. Yukarısına doğru yürüyünce eski yahudi mahallesi olarak adlandırılan bölgeye geliyorsunuz. Burada yürüyebildiğiniz kadar yürüyün…Kesinlikle pişman olmazsınız…Panzka Caddesi‘ne(Paris Caddesi) ise mutlaka uğrayın ve tarihi evlerin bu zamana kadar nasıl korunup modern bir cadde şekline dönüştürülmesine şahit olun…Dini bütün bir insansanız, bu bölgedeki eski sinagoklar ilginizi çekebilir. Hemen turistlik bir bilgi verim…Alacağınız bir bilet kılıklı şey ile, bu bölgedeki bilimum sinagoğu,yahudi mezarını ve eski yahudi mahallesi ile ilgili müzeleri gezebilirsiniz…

Old Town Square’in batısına giderseniz, nehrin oraya, biraz daha aşağı doğru yürürseniz de, Charles köprüsüne(Karluv Most) geliyor olacaksınız. Prag’ın bir başka görülmezse olmaz kategorisindeki yeri…Orta çağ köprüsü…Köprünün iki yakasında ki orta çağ kuleleri…Kesinlikle görmeye değer…Hatta köprü o kadar hareketli ki, üstünde ki ressamlar, satıcılar, müzisyenler, heykeller falan; mutlaka tekrar yürümek isteyeceksiniz. İsteyin ve yürüyün…Hatta köprünün bir kısmında dilek dileyip, turistlik ritüelleri gerçekleştirebilirsiniz…Ben yüzsüzlük yapıp tüm köprü boyunca kendi kendime konuştum içimden…

Devam…

Windows 8, 26 Ekim 2012’de herkese açık bir şekilde piyasaya çıkıyor… Yeni aldığınız bilgisayarda, ya da mevcut Windows 7’inizi güncelleme opsiyonu ile 26 Ekim 2012 tarihinden itibaren Windows 8’i kullanabileceksiniz. Windows için uygulama geliştirenlere de artık sanırım resmi bir deadline olmuştur bu (:

Bürütüs ve Sezar’ın arasında ki husümeti öğrenmek, Neron’un ateşle alıp veremediğini anlamak ve Splinter ustaya ne oldu sorusunun cevabını aramaya, patronla Roma’ya gittim. Patron dediğim önceki Belgrad gezi yazısından hatırlayacağınız üzere annem… Mutlu ve mesut bir aile tatili yani…

Bu tatil 1 hafta kadar, çok uzun olmasa da, uzun sayılabilecek bir Roma gezisi oldu diyebilirim. Gün ve gün ne yaptım sizi pek ilgilendirmeyeceği için, topluma mesaj kaygılı, bilgilendirme ve eğlendirme amaçlı tam bir turist yazısı yazmaya çalışacağım. Biraz uzun olacak gibi geldi düşününce, o yüzden yazı dizisi şeklinde olacak. Önce turistlik yerler ile başlıyoruz, efem…

Öncelikle Roma’ya gidip, tüm tarihi ıvır zıvır yerleri gezicem, Vatikan’a gidip hacı olucam, Roma tarihini yutucam gibi bir amacınız varsa, hiç boşa heves etmeyin…Roma öyle 3-4 günde, hatta 1 hafta da bile gezilebilecek bir yer değil. Apışıp kalırsınız… Sezar’ın hala yaşadığına inanan insanların yaşadığı, tarihle dolu bir şehir Roma…Gez gez bitmez…Bakıp çıkıcam zihniyetinde bir turist olsanız bile yine bitmez…O yüzden çok fazla plan, program yapıp, kendinizi strese sokmaya gerek yok…Benim gibi…

Hemen turistlik bir bilgi verim…Roma Pass denen turistlere yönelik bir uygulama var. Bundan alıyorsunuz 3 gün boyunca, tüm ulaşım artı 2 müze girişi beleş, daha sonrasında da müzelere indirim var. İçinden harita falan da çıkıyor, tam bir turistler için düşünülmüş ‘How To Survive in Roma’ konsepti… 30euro…Alın…Faideli…

Neyse efenim…Plansız, programsız Roma turumuza başlıyoruz…Yürümeyi seven bir insan olan ben çok tercih etmesem de aslında, hop on-hop off tur otobüslerini kullanmanızı tavsiye edeceğim Roma için. Hop oturup, hop kalktığımız bu otobüsler ile, belli ana duraklarda inip, şehrin bilimum görülesi yerlerine gitmeniz oldukça kolay. Mis gibi bir harita da veriyolar…Otobüste kulaklık ile entellektüel bilgi birikiminizi de kolayca zenginleştirebiliyorsunuz…4-5 tane alternatif tur otobüsü olmasına rağmen hepsi aynı…Hangisin rengi hoşunuza giderse ona bininiz…Haa 2 günlük alın biletinizi bence çünkü yetmicek 1 gün…Ki zaten bu hop oturup, hop kaltığımız otobüs ile şehri tanıyıp daha sonra tabanvay ve belediye otobüsü ile gitmek isteyeceğiniz yerlere çok kolay gidebilirsiniz. Kapı gibi Roma Pass’imiz de var zaten…Kısacası hop oturup,hop kalkma otobüsü şehri tanımak için şahane bir başlangıç…Şehirde ne var ne yok biraz tanıdıktan sonra, görmezsek olmaz yerlere gidebiliriz artık…

Pantheon

Pantheon, eski bir pagan tapınağıymış zamanında sonra katolik kilisesine dönüştürülmüş. Kocaman bir kubbesi olan, dışarısından daha etkili gözüken güzel bir yapıt…Raphael(Rafael)’in mezarı da bunun için de…Ninja kamblumbağalar ile büyüyen bir nesil üyesi olan ben, ruhuna el fatih-a dedim…Siz de diyin…Pantheon’nun dışında kocaman bir meydan var. Roma’da zaten her yer meydan…Ortasında bir çeşme…Bu meydanın etrafında bilimum restoran ve cafe mevcut…Meydana açılan sokaklarda da çeşitli dükkanlar bulmanız mümküz. Pantheon’u karşınıza alın, sol taraftan gidin, sol tarafda bir musiki dükkanı var…Musiki ile ilgileniyorsanız mutlaka bakın…Neyse bu Pantheon’un önünde ki havuz çeşme kılıklı şeyin merdivenlerinde oturup, milleti izleyip oldukça eğlenceli zaman geçirebilirsiniz.

Piazza Navona

Pantheon’a yürüyerek 15-20 dakika uzaklıkta sanırım Roma’nın en büyük meydanı. Ortasında yine kocaman bir heykel ve havuz…Sağ ve sol taraflarında da yine heykelli havuzlar mevcut…Oldukça canlı bir meydan…Sokak satıcıları, müzisyenler ve ressamlar meydanın müdavimlerinden…Etrafta yine bilimum yeme-içme mekanı…Meydanlardaki yeme-içme mekanlarını, yemek kalitesi açısından çok tercih etmeyin…Hem pahalılar, hem çok iyi değiller ama böyle kocaman büyük meydanlarda oturmakta ayrı bir keyif.

Campo de’ Fiori

Piazzo Navona çok yakın olan başka bir meydan…Eğlence olayı biraz daha güzel, cafe ve restoranların etrafınlarında barımsı biraz daha rahat yerler de mevcut. Gündüz pazar kuruluyormuş ama ben akşam üstü gittiğimden denk gelemedim. Yine oldukça keyifli bir zaman geçirebileceğiniz meydan…Ahaa bu meydanda havuz yok lan…Şimdi dank etti…Skandal… Hemen Roma belediyesine bir mektup…Ama havuz yerine bir heykel var, kimdir nedir bilmeyecek kadar yüzeysel bir turistim…Ama Assasin’s Creed oynayanlar varsa, Ezio’u yaratırken esinlendikleri heykel sanırım (: Neyse devam edelim…

Colosseum

Kolezyum…Gladyatörler,aslanlar,kaplanlar falan filan…Oldukça büyük ve haşmetli bir yapı…Daha doğrusu artık yapıdan arta kalanlar…Dışarıdan daha etkileyici gözüküyor açıkcası. Eğer Hollywood filmlerini çok yaşayarak izliyorsanız, içerisi biraz hayal kırıklığı gibi gelebilir. Ama zamanında orada yaşanları düşündüğünüzde, yemişim lan Hollywood’u diyeceksinizdir. Kolezyumum içerisinde müzemsi bir yer var, orada zaten ne haltlar yapıldığını gayet açıkca anlatan yazılar mevcut. Haa bu arada Kolezyum’da ki güvenliğin baktığı ve Kolezyum’da yaşayan, adı Neron olan siyah bir kedi var…Denk gelirseniz, kesin bir göz atın…Yeminle eski aslanların ruhu içine kaçmış… (:

Devam…