Arda Çetinkaya Thoughts on software, with the occasional personal rambling…

Her zaman olduğu gibi sürekli bir kaos ortamı var ülkemizde…Sağlıktan,ekonomiye,eğitimden,spora alakalı alakasız her türlü konuda bir iç çatışma, bir kavga, bir sorun…Kendi içimizde bile doğru düzgün yaşayamadığımızdan, bu tarz konularda sorunlar yaşıyor olmak sanırım doğru. 21.yy’dayız…Elalem tatil planı olarak uzaya gitmeyi planlıyor, biz hala kendi insanlarımız ile “açılım” adı altında doğru düzgün nasıl yaşarız bunu çözme(me)ye çalışıyoruz…Keşke çözülse,çözülmek istense de bizde yapsak uzayda tatil planları…Ama bunlara gelene kadar önce “insanlık” açılımı yapmamız lazım sanırım…

Hafta sonu, çok gelişmiş ve ulaşımda çığır açan, İstanbul’un medar-ı iftiharı metrobüste  bir eylem yapılmış.Özeti şu şekilde;

“Bir grup tekerlekli sandalyeli metrobüsle gezmeye çıkarsa ne olur?” diyerek yola çıkan Özürlüler Vakfı üyeleri, engelli asansörünün bozuk olduğu Mecidiyeköy Metrobüs Durağı’nda, tekerlekli sandalyeleriyle tek merdivenin girişinde eylem yaptı. Dertleri, engelsiz yolculara “Bir dakika bakar mısın?” diye sormak, “Buradan geçemiyoruz” diye seslerini duyurmaktı. Beş dakikalık eylem merdivenleri tıkayınca kimi ‘engelsiz ancak demokrasi özürlü vatandaşlar’, “Burada ne işiniz var, sokağa niye çıkıyorsunuz!” diye bağırdı. Polis de “Artık eylemi bitirin” diye çıkıştı. Engelliler, seslerini duyurmak için geldikleri merdivende, izdihamda ezilmekten son anda kurtuldu…

Devamı da burada…Neyse diyeceğim o ki; daha insalıktan nasibini almamış bir toplumuz…”Açılım” falan bizim neyimize…İnsani değerlerden yoksun bir şekilde yaşıyoruz. Bir de üstüne üstlük var olan insani değerleri de iyice kaybediyoruz.”Burada ne işiniz var, sokağa niye çıkıyorsunuz!” diye bağıran beyinsiz insanlarımız olduğu sürece böyle de devam edecek ne yazık ki. Önce beyinlerdeki engeller kalksın ki,sonra gerisi gelir dimi…Medeniyetin “Tek dişi kalmış canavar” diye öğretildiği bir ülkede canavar formatında insanlar oluyor olması aslında çokta şaşıralacak bir şey değil sanırım. Neyse…

ASP.NET MVC Framework’ün yeni versiyonu(2.0)’ın release candidate’i çıkmış bulunmakta…

Buyrun burdan yakın….

2009’dan kurtuluyoruz ya, “en”lerini yazmasak olmaz…Kendimce kendi “en”lerimi yazıyorum…2010’da baktıkça gülerim…

En güzel gün: Cuma(Cumartesi gibi yaşayınca,haftasonu uzun geliyor…2009’da çok yaptım,2010’da da devam)

En güzel tatil: Europe with kuzi(Kuzi,pasaportsuz hollanda’ya giden bir insansın…farkındasın dimi)

En mutlu an: Her an with Ezgi (kalp)

En mutsuz an: O an….

En güzel konser: Hellfest 09 ve Faith No More ve God is an astronaut…

En güzel gezi: Ağva

En çok yenilen yemek: Subway sandviçleri(bknz. yemeksepeti istatistikleri…)

En güzel yemek(ler): Ağvadaki balık, “cadı”nın ev yemekleri,Santa Lucia Pizza(Çok düşündüm cidden 2009’dan damağımda kalanlar bunlar)

En anormal davranış: Ütü fişini çıkardım mı çıkarmadım mı şeklinde eve geri dönüş…(Hatırlamak istemiyorum :P)

En normal davranış:Ev telefonunu açtırdım…

En güzel tatlı: Cake House’un elmalı turtası(Kakaolu kekin yerini tutmuyor gerçi…Not:Mesaj içeriklidir…)

En güzel müzik: Yenilenen kapı zilim

En güzel “Ankara”: Aile toplantısı…2010’da bir daha olsun sayın yetkililer…

En güzel haber: Kirli işlerimi halledecek bir avukatımın, kirli işler yapmaya başladığımda çoktan yetişmiş olup,k.çımı kurtaracak olması 🙂

En yanlız an: Yazın son zamanları…(Bildiğin depresyondaydım…)

En yoğun zaman: Her zaman

En pahalı haber: 2010,2011 şeklinde sürecek olan kredi yurtlar ödemelerimin başlıyor haberi

Daha da çıkar aslında…2009’un sonuna kadar eklemeler yapacağım…Güncellemeler de olabilir…Sıkıldım şimdi…

Bir yıl daha bitiyor…”Zaman” dediğimiz kavrama sıkıştırdığımız hayatımız biraz daha azalıyor…Acı ama gerçek…2000’li yılları da 10’ladık…2000’e girerken, “millenium” ayağına kurduk bir ton hayal…Eee geçti 9 sene…Noldu…Hala çıkamadım uzaya…Hala gelmedi uzaylılar…Neyse…

Yeni bir yıla giriyor olmaktan çok, 2009’un bitiyor olmasından mutluyum açıkcası…Neden bilmiyorum ama bitsin şu lanet 2009…Kötü bir bahar,kötü bir yaz…

Az kaldı ama…2010’a girince, belki çıkarız uzaya…Birden böyle…Güzel de olur…Noel Baba’nın geyiği,2010 dilekleri geyikleri bir yana, 2010’da herkes adına dilerim ki daha güzel şeyler olur…İnsan gibi yaşarız umarım…Mutlu olsun herkes…Cidden…

2010’da kalkınma planları yapıyorum şimdiden…Yat ve kat alcam; “lar” kısmını da artık 2011’de alırım…Yaşta geçiyor artık, genç “CEO”‘ olmam lazım biran önce…Hii arabam da yok…Eyvah…Neyse koy g.tüne…

Nasıl olur 2010 bilemiyorum, pekte umursamıyorum artık(2009’un öğrettikleri vol.I), ama güzel geçmesi için elimden geleni yapacağım(2009’un öğrettikleri vol.II)

Not 1:Milli Piyango ile konuştum geçen…Geçen sene yapılan hatadan dolayı özür dilediler ve büyük ikramiyenin bende olduğunu söylediler…O yüzden fazla heyecan yapmayın…

Not 2:2012’de zaten dünya yok oluyordu dimi,yeni hatırladım…

Bu hafta aşağıdaki grupları yedim,dinledim,tükettim…Rammstein konseri olursa direk ona hazırlanmaya başladım bile.Ülkemizi mesken eden Brazzaville şu sıralar, benim kulağımı da mesken etmiş durumda…Eski günlerdeki gibi (:…The Kovenant ile de baya bir gürültüye neden oldum.Ama ne yalan söliyim,mutlu oldum…Bayadır dinlemiyordum…Bu haftanın yeni keşfi ise Union of Knives oldu…Dinleyin derim,sağlam musiki yapıyorlar…Tıklayın aşağıya bakın…