Subscribe to Arda Çetinkaya

Archive for the ‘Me’ Category


Bir arkadaşımın çoğalan Gonzales yavrularını evlat edindim. Çok tatlı ve eğlenceli 2 tane 1 aylık gonzalesim olmuş oldu.Güzelde oldu…Beslemesi de kolay, kendi kendine yetebilen sevimli bir hayvan.

 


Bir yılı daha devirdik…
Bazen mutlu,bazen hüzünlü,bazen gülerken neye güldüğümü unuttuğum,bazen de ağlarken niçin olduğunu unutamadığım iyi ve kötü günler geçirdim. Düşündüğüm zaman her türlü duygu yoğunluğunu yaşadığım bir yıl oldu aslında 2007. Çok üzüldüğüm anlar,çok sinirlendiğim zamanlar ve çok mutlu olduğum anlar…Hepsini yaşadım 2007′de…
Kaybettiğim kişiler,kazandığım dostluklar…İş hayatı ile ilgili kazandığım tecrübe,öğrendiğim kavramlar,yaşadığım sıkıntılar…
Baktığımda 2007′ye, bana çok şey kattığını,çok şey öğrettiğini görüyorum.Bundan dolayı artık çok daha güçlü ve bazı hayallerime daha yakınım. Benden aldığı tek bir şey vardı ki, sanırım hayatımın sonuna kadar hissedeceğim eksikler arasında o da hep olacak…
Neyse…
2008′de umarım sağlıklı ve mutlu bir yıl geçirir, hayallerinizi gerçekleştirir,onlara bir adım daha yaklaşırsınız. Her geçen gününüzde çok daha mutlu olmanız dileğiyle,iyi yıllar…


Malum havalar soğuk,yağışlı…Kar,kış,yağmur,çamur bir şekilde gündelik hayatımızı etkiliyor. Bu etkiyi dışarda en aza indirgemek için ne yapıyoruz? Şemsiye gibi oldukça basit bir araçı kullanıyoruz. Fazla rüzgarlı havalarda misyonunu tam olarak yerine getiremese, dışarıda ki su oranının yüksek olduğu zamanlarda bizi kuru tuttuğu sanırım tartışılmaz. (:

Peki şemsiyeyi nasıl kullanıyor, yolda şemsiye ile nasıl yürüyoruz? Zaten etrafındaki insanlara fazla saygı göstermeden yaşayan bir Türk insanı,nedense şemsiye ile etrafına bir de tehlike veren bir varlık konumuna geliyor.

Bugün,dün,bir önceki gün ve bilimum yağış olan diğer günler boyunca yolda yürürken şemsiye terörüne mutlaka kurban gidiyorum. Özellikle yoğun sokak ve caddelerde yürüyorsam, yağmurda minimum ıslanmayı düşünmek yerine, nasıl minimum zararla hedefime ulaşırım onu düşünüyorum.

Şemsiye ile yürürken, diğer şemsiyeli insanlara dikkat etmek, karşıdan gelen insanın bir yerlerinin elimizdeki şemsiyeyle çizilebileceğini düşünerek yürümek çok zor olmasa gerek. Zor ise de ne yazık ki zoru başarabilen bir toplum değiliz sanırım (:

Hadi bir elimizde olmayan bir nedenden dolayı şemsiye ile yanımızdakinin yanağını çizdik, neden kibarca özür dileme gibi bir davranış özellğimiz yok. Yağmurlu havalarda bu durumla çok karşılan biri olaraktan bu gereksiz yazıyı yazdığım için özür dilerim, ama bir şekilde bunu içimden atmam lazımdı…


Şu sıralar Amorphis ve Mercan Dede’nin son albümlerine takmış durumdayım. 2 tane bir birinden alakasız tür olmasına rağmen ikiside çok başarılı.

“800″, Mercan Dede‘nin son albümün adı. Mercan Dede’nin diğer albümlerine nazaran biraz daha enerjik bir albüm bence, ki bundan dolayı da buraya yazıyorum sanırım. Albümde yabancı bir çok konuk var. Daha önce duyduğum isimler olmasa da, albümdeki performslarından ilgi gösterilesi insanlar olduklarını söyleyebilirim. Tanıdık konuk sanatçılar da var. Bir birinden alakasız iki isim Ceza ve Yıldız Tilbe,iki farklı şarkıda ayrı ayrı Mercan Dede’ye eşlik etmişler. Özellikle Ceza’nın dahil olduğu şarkı albümün bence en güzel şarkısı ki zaten albüme adını veren şarkı. Önceki Mercan Dede albümlerine nazaran çok daha fazlı farklı enstürman var. Burda albümü oldukça sürekleyici yapıyor. Yani albümü baştan sonra bir kaç kez sıkılmadan bir oturuşta dinleyebiliyorsunuz.En azından bana öyle oldu. Uzun lafın kısası değişik tatlar arayanlara tavsiye ederim…

Bir diğer takıntım, Amorphis‘in son albümü Silent Waters….Tuonela’dan sonra açıkcası pek hoşuma giden albüm çıkaramayan grup, bu son albümleri ile beni benden aldılar. Önceki albümlerine nazaran daha sert ve güçlü bir sound elde etmişler. Bu güçlü sesi güzel melodiler ile de destekleyince şahane bir albüm çıkmış. Amorphis bilenler sevenler varsa zaten çokdan yemiş yutmuşlardır albümü. Death/Progresif Metal tarzında müzikten hoşlananlara direk tavsiye ederim.

Hazır böle başlamışken birde Dreamtone‘dan bahsedim. Grubun son single’ı Snowfall ay başında çıktı. Progressift/Power metal tarzında oldukça başarılı bir müzikleri var. Türkiye’de ki bu tarzda en başarılı grup desem pek de yanılmış olmam.Şiddetle takip etmenizi öneririm. www.dreamtone.net


Facebook‘ta ki “80lerin sonunda 90larin basinda cocuk olmak” grubundan…Nostaji yaşıyorum her okuduğumda…

Süper Baba’nın müziğini flütle çalmışsanız

LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa…

SHOW TV’nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum…Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV

Önce hüplet sonra gümlet’ hayat felsefeniz olmuşsa

Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa

Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi…)

Read the rest of this entry »


Bilgisayar Müh. ve genel olarak yazılım ile ilgilenen IT elemanlarının çalışma ortamlarının oldukça rahat olması gerekiyor. Bunu ben söylemiyorum, yapılan araştırmalar yada yapılan uygulamalar rahat bir çalışma ortamında çok daha fazla verim elde edildiğini gösteriyor. Yani tüm iş sektörleri için geçerli tabi ki ama sanırım IT sektörü için biraz daha kabul edilmiş bir durumda. Zaman zaman gelen e-mailler ve internette gördüğüm resimler ile Avrupa ve Amerika’daki bu sektördeki şirketler çoktan çalışanlarının rahat olması gerektiği gerçeği ile yaşamaya başladıklarını fark ediyor ve imreniyorum. Türkiye’de bu mentalite ile yaklaşan kurumlar yavaş yavaş çoğalıyor olsada, Türkiye’deki imkanların verdiği “doğal rahatsızlık” durumundan dolayı hala istenilen çalışma ortamları ne yazık ki sağlanamıyor. Hatta bazı şirketlerin böyle bir yaklaşımı bile yok. Yani tabi ki çok fazla rahatlık da iyi değil,konsantransyon açısından. Ama bazı şeyler sağlanmadığı için,olması gerektiği rahatlık olmadığı için konsantrasyon daha fazla dağılmıyor mu?
Neyse kısaca şöyle aşağıdaki gibi çalışma ortamları olsa çok mu kötü olur :D

Read the rest of this entry »